Ölü düşlere otopsi.

5 notes

     Ama kapatma kapıyı… Söz söylemeden git, bırakma dudaklarını burada.. Laf işitmeden git, vicdanıma bulaşma! Ağlamadan git, yakışmaz sana… Siktir çekip git… Tüm hazların parçalansın eşiklerinde evimin… Yüzüne tükür aşkın git!.. Ama kapıyı kapatma… -gittiğin yerleri göreyim-

0 notes

d’eli kanlı ölüm..

          Bugün sana yok olmayı yazacağım. Temsilinde bulunduğun “yokoluş”un asi tanrıçası…
          Uğruna tapınılan, arz-ı endam, dili baldan, gözü badem Nephthys..
          Kaç kez öldün benim gibi? Varoluşunu tırmalaya tırmalaya bir aşkın peşinde kaç gece yoldun hoyrat saçlarını?
          İşte bütün kan çiçeklerim avucunda şimdi. Sen ölümü anlatadur, onlar sicim olup dolanacak narin boynuna, arş’a yükselecek kan kokuları, gerçek yokoluşun ölüm tadında..

1 note

Gözlerini de engellemelisin benden, biraz da gülümseyişinin bıraktığı izleri.
Sen susmaya devam ederken; onların kalabalığında olduğumu bilmeden sonunda ne bulacağını düşünmeden.
Bir gül bile bırakmamalısın ardında, yarına açma olasılığı olan.
O zaman aydınlattığını düşünürsün biraz ama unutma ki onlar bile imkansızlıklar içindeki üç harften daha az..
Başka yerlerdeyim şimdi, üstümü örten aynı yıldız olsa da mehtaba bakan gözler bulamıyorum.
Ve oturup sessiz gülüşlerde; bir denizdeki gibi ansızın, köpüklü bir dalga olamıyorum..
Ben mi uzaktayım artık yoksa terk edişlerinde miyim hayalinin, yahut o gözlerin içine başka bakan mı var böyle derin..

0 notes

Sahte çocuk..

  

   Ben gülerdim, içim ölürdü oysa.. Ciğerlerim büzüşürdü, nefesim kesilince kanlar taşardı yüreğimden, bir çocuk ağlardı halime. Annesi kolunu çekiştirirdi çocuğun, o ise sabitlerdi gözlerini bana, hissederdi ağladığımı, kalbimde ki kan sıçrardı ellerine.. Bu yüzden korkarım çocuk ellerinden sevemem, öpemem bir türlü! Çocuk elleri hissiyatlıdır, severseniz bir daha onu bırakmanıza izin vermez, sıkıca yapışır boynunuza ‘sev beni’ diye. İzin ver çocuk izin ver gideyim! Artık her yerim kan çünkü, ” - Sabır mı? ” Yok, artık dayanamıyorum çocuk! 
   Sen git misket oyna biraz, ya da ne bileyim, kopar bebeklerinin kafalarını… Koparamazsın çünkü büyüyünce. Çünkü biz büyüyünce ayıplanırız, yaşamayız ki… 
   Git ellerindeki kanları sil şimdi, kopar bebeklerinin kafalarını, kimsenin dediğine de ‘evet’ deme sen istemedikçe…

   Bilir misin çocuk, koparmadıkça sahte insanların kafalarını için ölür, ölürsün sen de!